Eşitlik Kavramı ve Hukukun Üstünlüğü

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. Maddesi Sosyal Bilimler, bir arada yaşayan insanların, ortak kurallar, değerler, kurumlar ve ilişkilerle birbirine bağlandığı oluşumu “Toplum” olarak tanımlıyor. … More Eşitlik Kavramı ve Hukukun Üstünlüğü

Modern Dünyanın Yalnızlık Paradoksu

Bir zamanlar çocukluğumuz vardı. Çevremizde yavaş yavaş şekillenen, renklenen, müziklenen, silüetler, figüranlar ve karakterlerle dolu bir dünyamız. Hatta o zamanlar, bize ait olan bu dünyada var olanların gerçekten var olup olmaması da bizim için pek önemli değildi. Çünkü henüz gerçeklik ile kurgu arasındaki o kafa karışıklığını bilmiyorduk. Çocukluğumuzun masalsı dünyası, sokak oyunlarıyla, hayali dostlarla, gizemli yerlerle dolup … More Modern Dünyanın Yalnızlık Paradoksu

Birbirimizi Anlayabilmek

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır ve bu sosyal varlık olma özelliğini, kendisini ve çevresini dönüştürerek gerçekleştirir. Sosyalleşmek ise ancak iletişimle mümkün. İletişim ise anlamak ve anlaşılmak üzerine kurulu bir süreçtir. Günlük hayatın içinde bir şekilde bir çok kişiyle iletişim içine gireriz. Her iletişime girdiğimiz kişi için olmasa bile iletişim içine girdiğimiz bir çok kişi … More Birbirimizi Anlayabilmek

Dokunmak

Aristoteles, “Dokunma duyusu olmadan yaşamak neredeyse imkansızdır” derken maddesel dünyamızın temel gerçekliklerinden birini gözümüzün önüne serer. Gerçekten de nesnelerin olduğu bir dünyada yaşadığımızı düşündüğümde dokunma duyumuzun insanın çevresini tanımada hem fiziksel hem de duygusal anlamda diğer duyularımıza nazaran daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü dokunmak, sadece parmak uçlarının bir yüzeye değmesi değil aynı zamanda insanın hayata … More Dokunmak

Sevmek İçin İki Kişi Yetmez

Marcel Proust aşk kavramını tanımlarken “Aşk bizden çıkıp karşı tarafta kendisine bir yüzey bulup oradan bize geri yansıdığında hissettiğimiz şeydir; onu aşk yapan ise bizden çıktığını unutmamızdır” der. Proust‘un bu tespiti bence aşk adına anlamlı ve güzel bir tanımlama, fakat her insanın farklı bir kişilik yapısına sahip olduğunu düşünürsek, bizden çıkıp karşı tarafa gönderdiğimiz duygu … More Sevmek İçin İki Kişi Yetmez

Sevmek Mi Yoksa Sevilmek Mi?

Yaşanılan her deneyim sonrası hissedilen duygu o deneyimde deneyimlenen nesneyle ilgi değil birebir özneyle yani benimle ilgilidir. Duyusal olan hiçbir his bana o duyguyu hissettiren nesnenin kendisinde olamaz çünkü özneyi yani beni deneyimin içinden çıkardığınızda nesnenin hissettirdiği duyusal hislerin hiçbirinin bir anlamı kalmaz. Yani şunu diyorum; Bir elmayı yemeden o elmanın tadını bilemeyiz. Fakat burada … More Sevmek Mi Yoksa Sevilmek Mi?

Kuşaklar

Kuşak kelimesinin birden fazla anlamı olmakla birlikte günümüzde daha popüler olarak toplumdaki bireylerin 25-30 yıllık yaş aralıklarını ifade eden bir kavram olarak kullanılmaktadır. Nesil olarak da bilinen bu olgu, sosyologlar tarafından bireylerin doğum tarihlerine göre kişilik yapılarında meydana gelen belirgin farklılıklar ya da benzerliklere göre sınıflandırılmıştır. Kuşaklar arasındaki farklılıkların ya da benzerliklerin bireylerin kendi dönemlerinde … More Kuşaklar

Mutluluk ya da Özgürlük

“Ellerinde bilim var; ama maddeden başka bir şey tanımayan bilim… İnsan varlığının en soylu yanı olan duygu artık inkâr ediliyor; zaferle, hatta nefretle reddediliyor. İnsanlar, hele şu son zamanlarda bir özgürlük teranesi tutturdular; neymiş bu peşinde koştukları özgürlük! Yalnızca esirlikten ibaret! Çünkü insanlara, “Sen bütün ihtiyaçlarını tatmin etmeye bak, sen de diğer bütün insanların haklarına … More Mutluluk ya da Özgürlük

Duvarlar

“Bana öyle geliyor ki dünyada güzel olan her şey daha insana ulaşamadan insanın kendine ördüğü ağlara takılıp kalıyor.” Kuru Otlar Üstüne / Nuri Bilge CEYLAN Kendimize duvarlar örüyoruz, her gün biraz daha varoluşumuzun karanlık dehlizlerinin en derin yerlerini bulup, en karanlık, en izbe, en görünmez yerlerine inerek, herkesten gizlemeye çalıştığımız benliğimizi saklıyor, gözle görülmeyen yaralarımıza … More Duvarlar

Ötekileştirmeden Yaşamak

Solcuları sevmedik, komünistlerden nefret ettik, Alevileri hor gördük, Kürtler zaten doğuştan suçluydu, Solcu Türkler ise bizim için hep arka mahallenin kötü çocukları oldu. Sırtımızı döndük. Sırtımızı döndüklerimiz sadece onlar mıydı? Tabii ki hayır. Bazılarımız milliyetçileri hiç sevmedi; ırkçı yaftası yapıştırdı hemen, kimimiz ise daha yumuşak geçişler yaptı; ulusalcılardan nefret etti.  Yetmedi farklı dini inançları yaşayanları … More Ötekileştirmeden Yaşamak

Zaman

“Zaman” en, boy ve derinlik olarak üç boyutlu algıladığımız evrende algılayamadığımız dördüncü boyut olarak tanımlanır; kendi içinde parçalara ayırabildiğimiz bir kavramdır ama parçalara ayırabildiğimiz diğer şeylerden kesinlikle farklıdır. Bir şeyi parçalara ayırdığımızda bir bütünü parçalara ayırmış oluruz ve bütünden ayırdığımız her bir parçayı yan yana görebilir ve istersek tekrar birleştirip bir bütün haline getirebiliriz. Oysa zaman … More Zaman

Sİsİfos Üzerİne Bİr Deneme

Bazen hayat, her günü hemen hemen birbirinin tekrarı gibi olan ve sanki her gece aynı şeyleri yapacağımız bir sabaha uyanmak için uyuyup yine her sabah aynı şeyleri yapmak için uyandığımız; başımıza gelecekleri az çok bildiğimiz halde devam ettiğimiz bir tekrarlar bütünü gibi gelir bize. Bu monoton hayatı katlanılır kılan tek şey ise bir gün bir … More Sİsİfos Üzerİne Bİr Deneme

Frİda Kahlo

Yazımız 21. yüzyıl popüler kültürün ikonu haline gelen ve yüzü hemen hemen her yere resmedilen ikonik bir kahraman hakkında.  Acı dolu hayatı, çalkantılı aşk yaşamı, politik duruşu ve kendine has duygusuyla; Frida Kahlo Magdalena Carmen Frida Kahlo’nun babası Wilhelm Kahlo 1872’de, Almanya Baden’de Jakob Heinrich Kahlo ve Henriette Kaufmann Kahlo’nun oğlu olarak dünyaya geldi. Wilhelm’in … More Frİda Kahlo

“Affetmek, Affedİlemez Olanı Affetmektİr”

Bağışlamak ya da affetmek zordur bu yüzden ya hiç affedemeyiz ya da affedemediğimiz anları, olayları ya da kişileri bağışlamak yerine bir zaman sonra unutmayı seçeriz. Zaman hızlıca akıp giderken bırakın uzak geçmişi dün yaşadıklarımızın hiçbir karesini bile geri almamız mümkün değilken bağışlayamadığımız o anlara takılıp kalmak mı yoksa bağışlamak mı daha kolay? Zaman, kuşkusuz hiçbirimizi … More “Affetmek, Affedİlemez Olanı Affetmektİr”

Emma’mı Yoksa Anna’mı?

Madame Bovary ve Anna Karenina; 19. yüzyılın iki ünlü erkek yazarı Gustave Flaubert ve Tolstoy’un kaleminden çıkan iki ünlü kadın karakter. Her iki yazar da eserlerinde duygularını yaşamak isteyen bu iki kadınından yola çıkarak kendi toplumları hakkında biri tırnak içinde bir özgürlüğe doğru yol alan ikinci İmparatorluk Fransa’sından diğeri ise reformcu Çarlık Rusya’sından kesitler sunarlar. … More Emma’mı Yoksa Anna’mı?