Bilinçten Devlete Uzanan Yolculuk

İnsan varoluşunun ilk anlarından itibaren hep bir anlam arayışı içinde olmuştur. Bu çabası dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasıdır. İnsanın bu anlam arayışında ona eşlik eden ve tüm yolculuğunu bir ayna gibi yansıtan ise en başta kendi bilincidir. İnsanın bilinci, bir aynadır ve bu ayna hem kendini hem de başkalarını yansıtır. Felsefe tarihinde, bilinç ve bilincin … More Bilinçten Devlete Uzanan Yolculuk

Aşkın Beyaz Atlı Prensleri: Marx, Hegel ve Lacan

Bugüne kadar “Kapitalizm” ile “Aşk” yan yana anıldığında her zaman birbirinden uzak, hatta zıt iki kutup gibi görüldü; çünkü biri kişisel, içsel ve duygusal diğeri ekonomik, sistemsel ve maddiydi. Fakat yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde bu iki kavramın yolları artık sandığımızdan çok daha fazla noktada kesişmeye başladı. İşte bu tamamen kapitalizmin başarısıdır. Kapitalizm yirmi birinci yüzyılda … More Aşkın Beyaz Atlı Prensleri: Marx, Hegel ve Lacan

Başkalarının Gözleri

Başkalarının bilincine neden bu kadar önem veriyoruz? Başka insanların bizim hakkımızdaki düşünceleri, bize olan bakış açıları neden bizim için bu kadar önemli? Bu soru, 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Varoluş Felsefesinin kurucu filozofu Jean-Paul Sartre’ın zihnini yıllar boyunca meşgul etmişti. Büyük düşünür bir gün, bir gazete haberinde, cebinde taksi ücretini ödeyecek kadar parası olmadığı için utancına … More Başkalarının Gözleri

Kral Oidipus’tan Etik Yaşama: Hegel’in Antigone Çıkmazı

Sophokles’in “Antigone” adlı oyunu, Thebai Kralı Oidipus’un çocukları arasında yaşanan çatışmaların ardından gelişen trajik olayları konu alır. Bu ünlü Yunan tragedyası, devlet otoritesi ile bireysel vicdan arasında yaşanan çatışmayı derinlemesine işler ve bu iki ilkenin bir araya geldiğinde nasıl bir felakete yol açabileceğini gözler önüne serer. Bu yönüyle Antigone, yalnızca bir Antik Yunan tiyatrosu değil, … More Kral Oidipus’tan Etik Yaşama: Hegel’in Antigone Çıkmazı

Panta Rhei

“Panta Rhei”!  Güzel ve derin bir kavramdır. Filozof Herakleitos‘a atfedilen ve “her şey akar” anlamına gelen kadim bir ifadedir. Evrendeki tek sabitin değişim olduğu fikrini özetler. Gerçekten de hiçbir şey kalıcı değildir; her şey sürekli hareket eden, oluşan ve yok olan bir akış halindedir. Tarih boyunca felsefeden, maneviyata, bilime ve sanata kadar çeşitli disiplinlerde yankı … More Panta Rhei

Değişimin Diyalektiğine Felsefi Bir Bakış

Her gün bir şey, bir şey her gün değişir. Bu yüzden her şey hem kendisidir hem de değildir. Eğer Herakleitosçu düşünürsek “Her şey akar (Panta Rhei)” o halde, her şey sürekli bir dönüşüm, oluş ve yokoluş durumundadır. Evrendeki her şeyin dönüşümüne neden olan “Değişim” toplumsal bir varlık olan insanın bugüne kadar geçirdiği evrelere de etki … More Değişimin Diyalektiğine Felsefi Bir Bakış

Aklın Çağrısı: Vahşetten Aydınlanmaya

İnsanoğlu var olduğu günden beri dünyayı anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştı. Fakat yaşadığı bu dünya durmadan değişen dönüşen farklılaşan bir dünyaydı. Bu durmadan değişen dünyada cevabını bilmediği çok şey oluyordu. O ise cevabını bilmediği, etrafında olup biten her şeyi merak ediyor, merak ettikçe de kafasındaki soruların cevabını bulmaya çalışıyordu. Bilim dediğimiz şey de insanın bu merakından … More Aklın Çağrısı: Vahşetten Aydınlanmaya

Anlam İnsanla Başlar

Yirmi birinci yüzyıl insanı “Anlamı” unuttu. Sanki “Anlam” Platoncu bir göğün idealar evreninde donup kalmış ve artık gölgesi bile dünyaya vurmayan formlar gibi algılanıyor. Oysaki “Anlam”, insanla başlar. Dünya, kendi anlamını kendisi veremez. Çünkü hayat dediğimiz şey rastlantılarla örülmüştür. Ancak insan, bütün bu rastlantısallığa biçim verebilir. Yaşanan her an, çekilen her acı, duyulan her sevinç, … More Anlam İnsanla Başlar

Johann Gottlieb Fichte

Bir önceki yazımızda 18. yüzyılın sonları ile 19. Yüzyılın başlarında Immanuel Kant’ın Transandantal Felsefesinden hemen sonra, Kant’ın Eleştirel Felsefesinin ilk kritiği olan “Saf Aklın Eleştirisi” kitabının basımıyla birlikte Kant’ın felsefesini hem eleştirmek hem de geliştirmek amacıyla Johann Gottlieb Fichte, Friedrich Wilhelm Joseph Schelling ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel gibi filozofların katkılarıyla Alman İdealizm Felsefesinin başladığını … More Johann Gottlieb Fichte

Alman İdealizm Felsefesine Giriş Yazısı

Alman idealizmi, 18. yüzyılın sonları ile 19. Yüzyılın başlarında, özellikle Immanuel Kant’ın felsefesini hem eleştirmek hem de geliştirmek amacıyla temelleri atılan Johann Gottlieb Fichte, Friedrich Wilhelm Joseph Schelling ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel gibi filozofların katkılarıyla gelişen bir düşünce akımıdır. Bu akımın oluşumu hem Aydınlanma felsefesinin etkileriyle hem de öncesindeki Rasyonalizm ve Empirizm akımlarına karşı … More Alman İdealizm Felsefesine Giriş Yazısı

“Feuerbach Üzerine Tezler”: Kısa Bir İnceleme

Hegel 1831’de öldü. Fakat Hegel’in düşünceleri hem yaşarken hem de o öldükten sonra felsefe tarihinde büyük değişimler yaratmıştı. Özellikle Hegel’in “Mutlak İdea” düşüncesi Modern Felsefenin doruk noktasına oturmuştu. O dönemin Hegelcileri “Mutlak İdea” düşüncesine çok değer veriyor bu düşüncenin felsefe, devlet, kültür ve toplumsal hayatın tüm biçimlerinin ilerleyişini açıkladığına inanıyorlardı. Hegelci idealistlere göre her şey … More “Feuerbach Üzerine Tezler”: Kısa Bir İnceleme

Mutlak Ruh: Hegel Felsefesindeki En Yüce Gerçeklik

Georg Wilhelm Friedrich Hegel, felsefi sistemini evrensel bir bütünlük üzerine inşa etmişti. Bu sistemin zirvesinde ise “Mutlak Ruh,” vardı. Hegel’in felsefesinde Tin, Geist, İde, Mutlak, Mutlak Zihin adını verdiği “Mutlak Ruh” kavramı, evrenin nihai gerçeğini ve en yüksek bilinç düzeyini temsil eden temel bir öğedir. Evrende var olan en yüksek bilinç düzeyidir ve evrenin bütününü … More Mutlak Ruh: Hegel Felsefesindeki En Yüce Gerçeklik

Sanayi Devrimi ve Marksist Felsefe

Sanayi Devrimi hem ekonomik hem de toplumsal anlamda dünyanın yapısını köklü biçimde değiştiren hatta günümüz toplumlarını bile hem olumlu hem olumsuz anlamda etkileyen bir dönüm noktasıdır. 18. yüzyılın sonlarında İngiltere’de başlayan ve zamanla tüm dünyaya yayılan bu devrim, üretim süreçlerinden günlük yaşama kadar birçok alanda hayatın dinamiklerini etkilemiş ve halen de etkilemeye devam etmektedir. 18. … More Sanayi Devrimi ve Marksist Felsefe

“Su Başında Durmuşuz…”

Su başında durmuşuz… diye başlar Nazım Hikmet’in “Masalların Masalı” adlı şiiri. Su başında durmuşuz,çınar, ben, kedi, bir de güneş.Suda suretimiz çıkıyor,çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.Suyun şavkı vuruyor bize,çınara, bana, kediye, bir de güneşe. Önce kedi gidecek,kaybolacak suda sureti.Sonra ben gideceğim,kaybolacak suda suretim.Sonra çınar gidecek,kaybolacak suda sureti.Sonra su gidecek güneş kalacak;sonra o da gidecek… Güneş … More “Su Başında Durmuşuz…”

Hegel’in Hayatı ve Felsefesinin Oluşumu

“Yeniden Hegel” isimli bir önceki Hegel Felsefesine giriş yazımda; Hegel’in ve Hegel Felsefesinin en azından ne demek istediğini anlamadan Hegel’den sonra gelen diğer felsefi düşünceleri anlamanın çok zor olduğunu yazmıştım. Bu nedenle elimden geldiğince Hegel Felsefesini anlatabilmek adına Hegel’in yaşadığı zamanı ve onun hayat hikayesini de bilmek gerekliliğini söylemiştim. Bu yüzden bu yazımda onun nasıl … More Hegel’in Hayatı ve Felsefesinin Oluşumu